Kurtarıcı diye geldiler

Amerikan Western filmlerindeki “iyi oğlan“ tipi gibi, dara düşmüş insani hakları, adalet ve özgürlük duygusu, kısacası demokrasi kurtarıcısı rolünde geldiler. Ağızlarında din söylemi ile…

Bir kaç yıl, “iyi oğlan“ rollerine devam da ettiler. Hızlı şekilde dinbazdılar.

Fakat sonra, “Allahu ekber“ diye diye hırsızlık yapıp rüşvet, haraç topladıkları gün ışığında parıldamaya başladı. Korkutmanın tutuklama şekli ve inkarla yaptıklarının üstünü kapamayınca, Western filmlerinde, kurtardığı kızın ırzına geçen haydut olarak karşımıza dikildiler.

Utanma duygusu gitmiş, yüzsüzlük oturmuş yerine. Ama hala, “Allahu ekber“ naraları atıyorlardı. Rüşvet, haraç toplamaya “sevap“ diyorları. “Benim milletim“ dedikleri, kendi halkına gitmesi gereken paraları da, artık çalmıyorlardı. Çünkü asker, polis, adliye onlar için, emir eriydi artık. Bir şeyden çekinmeleri, utanma duyguları zaten yoktu. Dönem baba, oğul, kız, damattan giderek, sülale boyu bir arada zenginliğe bürünme dönemiydi. “Milletin“ parasından istedikleri kadar alıyor, gönüllerine göre saraylar inşa, köşkler tefriş ediyorlardı.

Onlar iyi ama, soyguna uğramış Kürt halkı ise giderek açlık çukuruna sürükleniyordu. Buna rağmen nüfusun en az yarısı, soyguncusunu kutsal yerine koyup sarılıyordu. Bu da, kitlesel koyunlaşma idi…

Bir coğrafya boyunca teslim olmamış tek halk kitlesi, Kürtlerdi. Ve onlar, buna öfkesiyle, Kürtlerin tepesinde Hitler mukalidi “katil“ kesildiler. Türk halkının alt taraflarını, Kürt düşmanlığı afyonuyla uyutup, alkışlayan yandaş yaptılar.

Mesela dün, İslam dininin iki büyük bayramından biri, oruç bayramıydı. İslam’da bayram, mübarekti. Her türlü kötülük günah, insan kanı dökmek İslama karşı suçtu. Gelgelelim, üzünün katilleri, tecavüzcü, hırsız ve soyguncularından bir ordu yaratıp bu gücün eşkıyalığı üzerinde Irak Şam İslam Devleti (IŞİD-DAİŞ) kurmaya kalkışan çakma Halife Bağdadi’nin dini, günah bilmiyordu. İnsan kanı dökme, tapınma şekillerinden biriydi, bunların.

Ve ırkçılık ile dinbazlık üzere mayalanmış Türk rejimi, Irak ve Suriye’den, Libya’ya kadar bunlarla bir, beraberdi. Koyunlaştırdığı kitleyi, Kürt kanı ile her gün yeniden cezbeye getirip peşinden sürüklüyor, insanlık suçlarının dayanağı, suç ortağı ediyordu.

Baram süresince, savaş alanlarında bile mütareke vardır. Kılıçlar kınında duruyordu.

Ama, Türk ordusu ötede Güney Kürdistan’ı işgal atağında, insan kanı döküyor, kurdun, kuşun yuvası bombalıyordu, oruç bayramında. Ve Türk halkı bayram sabahı, Recep Erdoğan’ın sesiyle uyanıyordu. Güneyde daha çok Kürdün öldürülmesi işgalin zaferi için, dua sesiyle…

Bayram sabahı seherinde, eli kanlı işgalcilere, tecavüzcülere zafer duası…

Sonra savunma bakanlığı ona eşlik edip bayramı kanla sulayarak, “işte öldürülen terörist sayısı“ başlıklı bir bildiri yayımlıyor, yüz yıldır ülkesi işgal, ırzı, onuru ayaklar altında olan Kürtleri “terörist“ gösterip onların katline ilişkin rakamları, bayram hediyesi olarak Türk halkına sunuyordu.

Hayır, Müslümanların bayramında, kanlı müjdeye tepki sesi çıkmıyordu.

Öte yandan, mezarlıklara saldırı da, bunlar için intikamcılık zaferiydi. Mesela Liceliler, bayram sabahı uyandıklarında, ilk iş olarak katledilmiş veya eceliyle ölmüşlerini ziyaret için, mezarlığa koştular. Ama vardıklarında şaşarak, gül, çiçek ekili sevgililer yatağının harabeden ibaret olduğunu gördüler. Mezarlık gece yarısı, IŞİD ruhlu barbarların hücumuna uğramıştı. Kabirlere ekili güller, çiçekler çiğnenmiş, ağaçlar kesilmiş, özenle yontulmuş mezar taşları Hitler’in intikamcılığı ile paramparça edilmişti.

Hitler demişken, Recep Erdoğan için, general Hulusı Akar neyse, Hitler için de general Reinhard Heydrich oydu. Yani baş gözdesi olarak, rejimin insan avcısı SS çetesinin başı ve Yahudileri imhanın baş planlayıcısı, Çek ülkesini işgal hareketinin de başıydı.

Ve Çekler, 1942 Mayısında bir gün, Prag’ın ortasında yolunu kesip onu öldürdüler. Bunun üzerine deliye dönen Hitler, misilleme olarak, rast gele 10 bin Çek’i yok etti. Bir köyün küllerini bile havaya savurdu.

Recebin Faşizmi de, 2014 yılından beri, Kürdistan’da Hitler intikamcılığı ile yürüyor, işkenceler, zindan azabı ve kırımlarla, gazabın profilini çiziyordu. Halfeti olayı, bu çete intikamcılığının son örneğidir. Halfeti’nin bir köyüne baskına, silahların patlamasıyla bir polisin ölmesi üzerine, çeteciliğin intikam güdüsü hakarete geçiriliyor, Bozova ilçesi köylerini de içine alan geniş bir halkada, kadın, erkek birçok insan tutuklanıp işkence ediliyor, bazıları da hapse konuyordu.

Recepistan da, bir polis ölüyorsa, onlar kilometre ötedeki Kürt de suçluydu.

2002 yılında bunlar iktidara geldiklerinde, Kürtler gün yüzü göreceklerdi. Bu minval üzere söz veriyor, katliam ve kırımları kınıyor, Dersim soykırımı nedeniyle özür bile diliyorlardı.

Ama Western filmlerindeki, her iyi oğlan profili gerçek değildi. Kızı kurtaran iyi oğlan, bir sonraki sahnede tecavüzcü olarak boy gösteriyordu…

Bunlar şimdi, dünyanın neresinde Kürt varsa oraya kadar kırım ve kan sesiyle yürüyüş seferine çıkıyorlar. Ama hiç bir şey, bekledikleri gibi olmayacak. Hitler de, Yahudilerin kökünü kazıyayım derken, onları devlet sahibi yapmıştı. Bilinmez ki…

 

 

 

Ahmet Kahraman

Yeni Özgür Politika