Kürt gençliği Nuri Dersimi’in vasiyetini yerine getiriyor

Kürt aydını yazar Mihemed Nûrî Dêrsimî’nin ölümünün 46. yılı. Kürt halkında ve Kürdistan mücadelesinde unutulmaz izler bırakan Dêrsimî’nin kemikleri Efrîn işgali sonrasında Türk devleti tarafından kaybedildi.

Dersim isyanı öncülerinden, hayatını Kürt ve Kürdistan davasına adayan aydın, yazar Mihemed Nûrî Dêrsimî 22 Ağustos 1973 yılında Efrîn’de yaşama veda etti. 1883 yılında Perî’ye bağlı Exzonîkê köyünde dünyaya gelen Dêrsimî’nin babası Mela, annesi de Milî aşiretinden geliyor. 1911 yılında İstanbul’da üniversiteye başlayan Dêrsimî, bu süre içerisinde Komeleya Aşiqên Kurdistanê’yi kuruyor. 1. Dünya savaşında Azerbaycan’da askerlik yapan Dêrsimî, sonrasında kendini ulusal mücadeleye adıyor.

Dersim isyanında aktif yer aldı

1921 yılında Türk devleti kurulmaya karar verildiğinde Dêrsimî, yönünü Dersim’e çeviriyor ve 6 Mart 1921’de başlayacak olan Koçgirî isyanının hazırlıklarında yer alıyor. Bu isyan sırasında en az 500 dersimli yaşamını yitiriyor. Pîran’da Şêx Seîd ayaklanması başladığında Azadî üyesi olan Nûrî Dêrsimî, Seyîd Riza saflarında mücadele yürütüyordu.

Nûrî Dêrsimî, Seyîd Rıza ve Elîşêr ile birlikte Dersim direnişinde 1937 ile 1939 yılına kadar yer alıyor. Seyîd Rıza ve arkadaşlarının Türk devletinin oyununa getirilip, tutuklanması sonrasında da Dêrsimî, yönünü Suriye’ye çeviriyor.

İlk baskısı Heleb’de yapıldı

Önce Hatay Kırıkhan’da bulunan Dêrsimî, buradan Ürdün’e geçiyor. Oradan da Haleb’e yerleşiyor. Burada da mücadelesine devam eden Dêrsimî, Kürt aydınlarıyla bir araya gelmeye devam ediyor. “Kürdistan tarihinde Dersim” kitabını yazan Dêrsimî, Türk devletinin Kürt halkına karşı işlediği suçları bu kitapta belgeliyor. Kitap ilk olarak 1952 yılında Halep’de basıldı.

Kemikleri yok edildi

Nûrî Dêrsimî ve Kürt aydını Rewşen Bedirxan, 1956 yılında Kürt kültürünü yaymak amacıyla El-Marûfa we el-Teawin El-Kurdî derneğini kurdular. 1957 yılına gelindiğinde ise ilk Kürt partisi olan “Suriye Kürt Demokrat Partisi”nin kuruluşunda yer aldı ve aktif yöneticilik yaptı. 22 Ağustos 1973 yılında Efrîn’de yaşamını yitirdi. Rojava Devrimi sonrasında Efrîn’de ilan edilen demokratik özerklik sonrasında Dêrsimî’nin mezarı yeniden restore edildi ve mezarı ziyaretçi akınına uğradı. 19 Mart 2018’de Efrîn Türk devleti tarafından işgal edilmesi sonrasında Mayıs 2018’de mezarı tahrip edildi. Ağustos 2018’e gelindiğinde ise Dêrsimî’nin kemikleri mezarından çıkarıldı. Bugün mezar harap bir şekilde yerinde dursa da, Dêrsimî’nin kemiklerinin nerede olduğu bilinmiyor.

DR. NURİ DERSİMİ’NİN KÜRT GENÇLİĞİNE HİTABESİ;

EY KÜRT GENÇLİĞİ!..

Ey asırların zulmünü istikar eden civanmert milletin oğlu, beni dinle!

İnsanlık tarihinin şafağı ağarırken, onun ilk süleleri Hint denizinden Kafkaslara, küçük Asya”nın doğu yamaçlarından Orta Asyaya kadar uzanan yüksek dağlarda ve güneşli yaylalarda seni doğuran büyük ırkın mağrur alnına isabet etmiştir.

Senin tarihin, ardı arası kesilmeyen kahramanlık menkibelerinin tarihidir. Çünkü sen, kırk asırdan beri namuslu ve azade bir varlık için savaşan ve bu gün dahi o savaştan yılmamış olan o milletin çocuğusun.

Kürdün fırtına ve kasırgalarla dolu dünkü ve bu günkü hayatının, maruz kaldığı felaketlerin ve çektiği ızdırapların sebep ve menşe’ini aramak, tarihin cilvelerini intibah gözleriyle tetkik etmek hepimizin borcudur.

Varlığını korumak, benliğini muhafaza etmek için, hiç bir millet bizim kadar uzun ve sürekli savaşlar yapamamıştır. Uzun tarihimiz boyunca, hiç bir kuvvet bize mağlubiyet itirafı yaptıramamıştır.. Kürt alnı, Kürt yurdunun haşmetli zirveleri gibi, daima yüksek kalmış ve hiç bir fatihin önünde eğilmemiştir. Kürt hayatiyetinin hakikati, bu günde saşmaz hakikatıdır. Çünkü, Kürt ölüm kalım cidalini terketmemiş, mağlubiyet itirafında bulunmamış, dünya milletleri saflarında silinmeye karar vermiş, yaşamak isteyen ve yaşamak için ölmesini bilen bir millettir.

Ey Kürtoğlu, ey Kürt kızı, dünya bu kararından haberdar olmalıdır!

Yaşamak isteyen her varlık döğüşmelidir!

Dünya üzerinde bir yeri olmak isteyen her millet çarpışmalıdır!

Tabiatin değişmez kaidesi budur. Kimyevi, nebati ve hayvani alemin amansiz varlık kanunu budur; döğüşmek, savaşmak!…

Bu kaide, insan cinsi için daha amansızdır. Irk ırkın, millet milletin, insan insanın yırtıcı canavarıdr.

İnsanlık medeniyeti henüz bu kaideyi tebdile, muvaffak olamadı, savaş kanunu ta’dil edemedi. Bu gün de, yaşamak için döğüsmek gerek, kaçınmak ölmektir.

Biz, ölmek istemeyen bir milletiz. Kürt, yaşamaya karar vermiştir ve yaşayacaktır.

Uzun tarihimiz boyunca bir çok ırklar, milletler ve devletler Kürdü öldürmeye çalışmışlar, onu hayat hakkından mahrum etmeğe azmetmişler, fakat muvaffak olamamışlardır. Doğudan, batıdan, güneyden ve kuzeyden gelen cihangir akınları, Kürt dağlarının eteklerinde kırılmış, Kürt azmi karşısında parçalanmıştır. Dünya tarihinin seyrini değiştiren Kahhar kuvvetler, bir çok milletlerin varlığına hateme çekmis, bize muasir bir çok milletler tarihe geçmiş, fakat mücadeleden yılmamış olan Kürt, tarihe karşı kanlar akan alnını yükselterek:” ben ölmedim, ben yaşayacağım!” demiştir.

Hiç bir milletin tarihi bizimki kanlı olmamıştır. Hiç bir milletin yurdu bizimki kadar istila dalgalarına uğramamıştır. Hiç bir millet bizim kadar mutemadi döğüşmemiştir. En gayri musait şartlar altında bile, Kürt eli silah tutarken teslim olmamıştır. Kahhar kuvvetlerin, sayı çokluğunun savaş için meydan okumalarına, Kürt daima “EVET!” cevabını vermiştir.

İşte, varlığımız bütün hikmeti, devamımızın bütün sırrı bu kelimede mündemiştir.

Ey ırkımın ümidi istikbali olan Kürt gençliği! Bu naciz eseri sana ithaf ediyorum.

Yurdundan uzak, yad ellerde kalbi milli izdiraplarla sızlayan, Kürdün istiklal ve hürriyet güneşinin doğumuna teşne ruhu alevlenen derbeder bir Kürdün, intikam mahşerini senin bükülmez pazularından ümit eden Dersimli bir Kürt çocuğunun sana yalnız sana mütevecih feryadına kulak ver!

Ben sana, senin namus ve şerefini lekelememek için vatanın yalçın kayaları,müthiş ucurumları üzerinden kendilerini halaskar ölümün kucağına atan binlerce gelin ve kızlarımızın feryadını inliyorum….!

Ben sana, senin hala bu gün bile, namert düşmenın kapısında esaret altında yaşayan, her gün, her an damla damla ölen, milliyeti, dili ve mukaddesati tahkir edilen köle Kürtlerin derin feryadını ağlıyorum…

Kürdistan”ın zümrüt dağlarından, güneşli yaylalarından sürülerek, Anadolu”nun çorak ovalarında açlıktan ölen, kahpe düşmanın süngüsüyle, kurşunuyla imha edilen ve günahları yalınız ve yalınız Kürt doğmuş olmaları olan kardeşlerimizin gözlerini ölüm kapatırken, onların ümitlerinin ufuklarında sen bir güneş gibi belirdin…

Onların sana, bir tek kelimede tekasüf eden, amansız amir ve kahhar bir vasiyeti var:

İNTİKAM!!

İntikam!…

Kürt namusuna sürülen lekeyi temizlemek için.

intikam!..

süngülenen yüzbinlerce Kürt yavrularının feryadını dindirmek için.

intikam!…

Girdaplara atılan,ateşlerde yakılan gelin ve kızlarımızın Kürdistan afakında oğuldayan eninlerini teskin için.

intikam!…

Darağaçlarının altında ölümü kahramanca selamlayan, “yaşasın hür ve müstakil Kürdistan!” diye haykırarak şehadet tacını giyen binlerce vatan kurbanlarının gayelerini tehakkuk ettirmek için.

intikam!..

Kürdistan denilen harabezar anayurdun istihlasi için.

intikam!…

Kürt diyarında uluyan sırtlan ve çakallar ırkının mülevves vücutlarından Kürt vatanını tathir için.

intikam!..

“Medeniyet”denilen kahpenin peşine sığınarak bize uluyan köpekleri susturmak icin.

intikam!…intikam!…intikam!…

Şehitlerimizin kanlı cesetleri üzerinde kanla, gözyaşlarıyla yazılı vasiyetname işte bu bir tek kelimedir!..

Namusu olan her fert, sinesinde Kürt kalbi çırpınan her insan, damarlarında Kürt kanı çevelan eden her genç bu vasiyetnameyi unutmamalıdır. Onu infaz edinceye kadar uyumamalı, rahat etmemeli ve çalışmalıdır!

Dünün tarihini kanlarıyla yazan Kürt neslinin, kanlarıyla çizdikleri yoldan yürümek borcumuzdur!

Biz, kanlarımızla Kürt istiklalinin kızıl şafaklarını açacağiz. Ruhlarımızdaki volkanlarla, Kürt kurtuluşunun alevli güneşini yaratacağız!

Dünya tarihi bize bakıyor. Şehitlerimizin gözleri bize mütevehcihtir!

Hürriyet ilahına sunduğumuz binlerce kurbanlar, kendileri için bizden bir türbe istiyorlar, hatıraları için bir abide bekliyorlar!..

Bu abide, hür ve müstakil Kürdistan!

Bu abide, milletler camiasi arasında şeref mevkini ihraz edecek olan müstakbel Kürt devletidir!

Şehitlerimizin ruhunu şad edelim!

Yaşasın kahramanlar yaratan Kürt milleti, yaşasın hür ve müstakil Kürdistan…