‘Katiller rahat yataklarında ölmesin, hesap versin’

135

Cumartesi Anneleri, 741. buluşmalarında ’80 askeri darbesinde gözaltında kaybedilen Veysel Güney’in akıbetini sordu, faillerinin cezalandırılmasını istedi.

İHD İstanbul Şubesi önünde toplanan kayıp yakınlarına HDP Milletvekili Oya Ersoy ve CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da destek verdi.

Galatasaray Meydanı’na yürümek isteyen kayıp yakınlarının önü yine polis barikatı ile kesildi. İHD önünde açıklama yapan kayıp yakınları Galatasaray yasağını kınadı, “Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

42 HAFTADIR POLİS ŞİDDETİYLE KARŞILAŞIYORUZ’

Haftanın açıklamasını gözaltında kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın kızı Serpil Taşkaya okudu. Galatasaray yasağını kınayan Taşkaya, şunları söyledi: “AKP iktidarının yürüttüğü politikalar sonucunda Türkiye, derin bir hukuk ve demokrasi krizi yaşıyor. Siyasal iktidarın politikalarına karşı itirazı olanlar, eleştiri hakkını kullananlar, hak ve özgürlük talep edenler anayasal güvenceden mahrum bırakılıyor. Bağımsız yargı tarafından korunan etkin bir hukukun üstünlüğü kuralı olmadığı için insanlar, haklarının her an ihlal edilebileceği bir ortamda yaşatılıyor. Gözaltında kaybedilen sevdiklerini arayan bizler, 42 haftadır barışçıl toplanma hakkımızı kullanmak üzere Galatasaray’a çıkmak istediğimiz için polis şiddetiyle karşılaşıyoruz.

Türkiye’de iktidarlar değişse bile toplumsal travmalara yol açan yaygın insan hakları ihlalleri ve cezasızlık devam ediyor. Biz 741 haftadır bu devamlılığın bir sistem sorunu olduğunun, yaygın hak ihlallerinde suçun işlenmesi için gerekli ortamı yaratan sistemin topyekün sorgulanması gerektiğinin altını çiziyoruz.”

TAAMMÜDEN CİNAYETTEN SORUMLU OLANLAR

Veysel Güney’in, 38 yıl önce gözaltına alınarak kaybedildiğini hatırlatan Taşkaya, Güney’i hukuki bir delile dayanmadan ikinci duruşmasında idama mahkum eden sıkıyönetim mahkeme heyeti başkanı Albay Ahmet Arısüt, Üyeler Yarbay Ayhan Ulusoy ve Üsteğmen Güney Sert ile Veysel’i idama götüren iddianameyi hazırlayan Savcı Caner Ersu’nun taammüden cinayet işlediğini kaydetti.

İDAM VE KAYBEDİLMESİNDEN SORUMLU OLANLAR

Taşkaya, Güney’in idam edilip kaybedilmesinden başta Kenan Evren olmak üzere, 12 Eylül’ün tüm asker ve sivil unsurlarının, Gaziantep Sıkıyönetim Generali Şahabettin Balkan ve Güney’in bedenini tutanakla teslim alan Yüzbaşı Burhan Erdem baş sorumlu olduğunu vurguladı.

Veysel Güney’in idamının ve bedeninin kaybedilmesinin insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu ve zamanaşımına tabi olmadığını belirten Taşkaya, adli makamlara, etkili bir soruşturma ve kovuşturma yaparak, Veysel Güney’in idamı ve kaybedilmesi ile ilgili karar alma ve uygulama mekanizmalarında yer almış tüm devlet görevlilerinin cezalandırılmasını sağlayacak hukuki bir süreci başlatma çağrısı yaptı.

Taşkaya, devleti yönetenlere ise şu çağrıyı yaptı: “12 Eylül’ün suçlarını ve suçlularını korumaktan vazgeçerek Veysel Güney’in 38 yıldır gizlenen mezar yerinin tespit edilmesi için gerekli adımları atmaya çağırıyoruz.”

Yıllarca, oğlunun kemiklerini bulmaya çalışan “en azından eşyalarını verin, mezarıma koyayım” diyen Veysel Güney’in annesi Zeynep Güney’in mücadelesini bıraktığı yerden sürdürdüklerini söyleyen Taşkaya, “Kayıplarımızdan ve Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

HANİFE YILDIZ TÜRK ANNELERİNE SESLENDİ: SESİMİZİ DUYUN, BİZİ GÖRÜN

Ardından gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız konuştu. Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde açıkladığı “yargı reformu” paketini hatırlatan Yıldız, şunları söyledi: “‘Demokrasi geliyor’ diye açıkladılar ama işte görüyorsunuz payımıza düşen bir şey yine olmadı. Hala her şey yasak. Bizi bu küçük sokaklara sıkıştırıp ‘konuşur konuşur giderler’ diyenler yanılıyorlar. Buradan yükselen sesi dünya duyuyor. İntikam peşinde değiliz, ne aradığımızı devlet de iyi biliyor. Ama ne yazık ki bu zulmü de bize yaşatmaya devam ediyor.

Acılıyız, öfkeliyiz ama kararlıyız da. Galatasaray’dan vazgeçmeye niyetimiz yok. Buradan özellikle Türk annelerine sesleniyorum yanımızda olun, sesimizi duyun, bizi görün.”

‘KATİLLER EVREN GİBİ RAHAT YATAĞINDAN ÖLMESİN, YARGILANSIN’

Veysel Güney’in yeğeni Doğan Güney, amcasının 38 yıl önce hukuksuz bir şekilde idam edilerek, kaybedildiğini söyledi.  Doğan Güney, şunları kaydetti: “Bir anneyi evladının mezarına muhtaç hale getirdiler. Annesinin acısı öldüğü güne kadar dinmedi. İlk ağıdını Galatasaray’da ilk ağıdını yaktı. Son isteği de evladının eşyalarını ile gömülmekti. Tüm kayıplarımızı bulana, sorumlularını yargılayana kadar mücadele edeceğiz. Adalet istiyoruz. Yakınlarımızı bizden alanların Kenan Evren gibi yatağından ölmesini değil, adalet önünde hesap vermesini istiyoruz”

Cumartesi Anneleri, yıllarca haberlerini takip eden ve 24 yıl önce gözaltına alınarak kaybedilen Metin Göktepe’nin çalıştığı gazete olan Evrensel Gazetesi’nin 25. yaşını kutladı. Kayıp yakınları, bu hafta ellerindeki karanfilleri gazetenini çalışanlarına ulaştırması için haberi takip eden Eylem Nazlıer’e verdi.

NE OLMUŞTU?

24 yaşındaki Veysel Güney, 12 Eylül askeri darbesinin ardından 28 Aralık 1980’te Antep’te bir ev baskınında yaralı olarak gözaltına alındı.

Adana Bölgesi Sıkıyönetim Komutanlığı 2 No’lu Askeri Mahkemesi’nde yargılandı. İlk duruşması 6 Şubat 1981 tarihinde yapıldı. 17 Şubat 1981’de yapılan ikinci duruşmasında, kendisini suçlayacak deliller olmaksızın idama mahkûm edildi. Avukat talebi reddedildi ve savunma hakkı yok sayıldı. Meclis kararı olmadan özel kanun çıkartılarak, 10 Haziran 1981 tarihinde Gaziantep E Tipi Hapishanesi’nde idam edildi. İdam sonrasında Veysel’in üzerinde bulunan kalemi, sigarası ve çakmağı tutanakla baba Ali Güney’e teslim edildi. Ancak 10.06.1981 tarih ve 266 sayılı tutanakla babasına verilmek üzere Yüzbaşı Burhan Erdem’e teslim edilen cansız bedeni kaybedildi.

Veysel’in idamından 25 yıl sonra Veysel Güney’in ilk ifadesini alan ve idamında hazır bulunan savcı Mete Göktürk “Adaleti Gördünüz mü?” isimli kitabında onu suçlayacak delillerinin olmadığını açıkladı. Ailesi ve arkadaşları yıllarca Veysel’in mezarını bulmak için mücadele etti. Bütün mercilere başvurular yapıldı, kampanyalar yürütüldü ve hukuk mücadelesi verildi. Milletvekilleri soru önergeleri ile konuyu defalarca meclisin gündemine taşıdı. Bu girişimlerin tümü sonuçsuz kaldı.”