İntikamsa al sana intikam

175

Kürt hareketi, 23 Haziran’daki İstanbul seçimine ilişkin tavrını, “oylar İmamoğlu’na“ şeklinde açıkladı. Doğru, acılı Kürdistan’ın gönlüne ve başkaldıranların direncine uygun bir karardır, bu. Ve de, intikamsa eğer, al sana direnenlerin intikam hamlesi…

 İstanbul’da, 3 milyon Kürt yaşıyor. Bu rakam, seçimi almaları için, yeterli değildir. Ama, intikam amaçlı olarak canavarı darbeleyip, tökezleterek, kibirli çalımını, mağrur edasını al aşağı edip çamura bulamak da bir şeydir. Her türlü darbe, mazlum için mubahtır.

Bulgar Georgi Dimitrov, faşizmi “zincirlerinden kurtulmuş canavar“ olarak tanımlıyordu. Canavar, yıllar var ki, ortalıkta dört dönüyor. Adeta, farklı iklimlerin en acımasız canavarı kurt ile timsahın kanlı izleri birbirine karışıyor, bu ormanda. Kürdistan ölüm kokuyor.

Hitler’den sonra, ilk defa bu diktatörlükte, bir ırkın (Kürtlerin) kanı üzerinden, cinayetin sefaleti yüceltiliyor. Diktatör Ramazan orucunun ilk günü, halkına sefa ve refah müjdeler gibi Kürt kanı vadediyor, harp okulu öğrencilerini de, şu sözlerle Kürtleri öldürmeye kızıştırıyordu:

“Mınbiç’i Fıratın doğusunu sizler teröristlerden temizleyecek, Kandil’i, Sincar’ı sizler yıkacaksınız!“

Oysa, insan barışı kutsayıp yücelterek insan oldu.

Ama görün ve vahşiliği seyredin ki, “İnsan ölmesin“ demek suçtur, bugün kurt ile timsah izlerinin birbirine karıştığı faşizminin kanlı deryasında.

Dünyada, savaşı kutsayan ilk canavar, Nazi Almanyasıdır. Naziler, “barış, erkekliği öldürmek demektir“ diyerek, bu kavrama saldırıyorlardı. Türk faşizmi için ise barış, teröre yardım ve yataklıktır. Seçilmiş Kürt lider Selahaddin Demirtaş ile 10 bin Kürt bu yüzden cezaevindedir.

Dünyanın en çok okunan yazarlardan Ahmet Altan, bu yüzden zindanda tutulan düşmandır.

“Savaş, insan sağlığını bozan başlıca unsurdur“ açıklaması yapan Türkiye Tabipler (Hekimler) Birliğini’nin yöneticileri, bu nedenle, geçtiğimiz hafta, “teröre yardım ve yataklık“ suçlamasıyla hapis cezasına çarptırıldılar.

“İnsanlar ölmesin, barış olsun“ diye deklerasyon yayımlayan üniversite öğretim üyeleri, diktatörün emirnamesiyle mesleklerinden atıldılar. Kariyerleri sıfırlandı. Bunla da kalmadılar. Yakaladıklarını hapishaneye çekiyorlar. Daha geçen hafta, bir öğretim üyesi arkadaşlarınca, törensellikle zindana yolcu edildi.

Cumhuriyet gazetesinin, devlet eliyle görevden alınan yöneticilerinin bir kısmı, hırsızları ve dikta terörünü yazıp yayımlamaktan, topluca cezaevine tıkıldılar. Onlar, şimdi teröristtir.

Ülkenin en saygın kalemlerinden biri olan Hasan Cemal, “barış olsun, Kürtler ölmesin“ suçundan hüküm giydi, geçtiğimiz hafta.

Türk devleti, gazeteci ve yazar hapsetmede dünya birincisi…

Ayşe Çelik, bir öğretmendir. Amed’den telefonla katıldığı bir televizyon programında, Kürdistan’ı kast ederek, “burada, çocuklar ölüyor, onlar ölmesin“ dediği için “teröristlere yardım“ suçlamasıyla 1 yıl 3 hapis cezasına çaptırılmış ve yeni doğan bebeğiyle hapse konmuştu. Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla hapishaneden çıkan Ayşe Çelik’in suçlu bulunan konuşması şöyle:

“Türkiye’nin güneydoğusunda neler olup bittiğinin farkında mısınız? Burada doğmamış çocuklar, anneler, insanlar ölüyor. Sanatçı olarak, insan olarak siz de yaşananlara sessiz kalmamalısınız ve bir şekilde dur demelisiniz. Ölen insanlara sevinen zavallılar var. Ben bir öğretmenim. Öğrencilerini terk eden öğretmenlere seslenmek istiyorum. Onlara, bir daha nasıl dönecekler? O güzel, masum, temiz yürekli öğrencilerin gözleri içine, nasıl bakacaklar? Burada yaşananlar, çok farklı aktarılıyor. Sessiz kalmayın. İnsan olarak biraz daha hassasiyetle yaklaşın. Görün, duyun bizi. Bize el verin…”

Faşizmin, utanmazlığını anlatmak için, bu örnekleri sıraladım. Dahası da var: Kürtlerin yurdu kan içinde. İnsan öldürmek serbest, katilin peşine düşmek suçtur. Mahkemeye çağrılan katiller, takdirle, ama madalyaları eksik çıkıyorlar.

 Ülke füze, bomba yaralısı. Çayırlar, mera ve yaylalar insana ve hayvana yasaktır. Botan bölgesinin 10 şehri harabe. Çalışıp üreten nüfus, esir kamplarında. Bu yüzden Kürdistan açlık kokuyor.

Açlık grevindeki evlatlarının akibeti için, hapishane önlerinde toplanan analar, coplanıp dövülerek yerlerde sürükleniyor, kemikleri kırılıyor.

31 Mart seçimlerinde, Adana, Mersin, Antalya, İzmir, Ankara ve İstanbul belediyelerini diktatörün elinden alıp kibrinin karizmasını yaralayan Kürtler, şimdi yeni hamleye hazırlanıyorlar..

Kürtler, CHP’yi insan gördüğü için değil, diktatörün kibrini tekmelemek için, 23 Haziran‘da İmamoğlu’na oy vereceklerdir. Doğru bir karardır, bu.

İntikamsa al sana intikam…

 

Ahmet Kahraman

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA