Elazığ cezaevinde hak İhlaleri arttı

175

Elazığ 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde uzun süredir açlık grevinde olan 15 tutuklu tek kişilik hücrelere konuldu.

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven ve tutukluların başlattığı açlık grevleri devam ediyor. Açlık grevleriyle birlikte cezaevlerinde de hak ihlalleri had safhaya ulaştı.

Elazığ 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde kalan tutuklular; aileleri aracılığıyla verdiği bilgilere göre, uzun süredir açlık grevinde olan 15 tutuklu tek kişilik hücrelere konuldu. Refakatçileri olmayan bu tutukluların, durumlarının kötüye gittiği belirtildi. Yine, keyfi bir şekilde “arama” adı altında koğuşlara baskın yapan gardiyanların tutukluların kalem, defter, fotoğraf, kitap gibi kimi özel eşyalarına el koyduğu aktarıldı.

Tutuklular, baskılara karşı direneceklerini belirtirken, talepleri kabul edilinceye kadar açlık grevini sürdüreceklerini kaydetti.

“ELAZIĞ CEZAEVİNDE TUTUKLULARA ŞEKER VE MEYVESUYU VERİLMİYOR”

Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 76 gündür açlık grevinde olan Remziye Karadağ, açlık grevindekilere şeker ve meyve suyu verilmediğini, diğer tutuklulara verilen bu gıdaların da baskınlarda el konularak döküldüğünü aktardı.

img

Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 1 Mart tarihinden itibaren başladığı açlık grevinde 76’ncı güne ulaşan Remziye Karadağ’ın babası Salih Karadağ, 4 ay süren görüş yasağı ardından kızını görebildi. Cezaevi yönetiminin tutuklulara çok yoğun baskı uyguladığını belirten Karadağ, cezaevinde sadece açlık grevinde olmayan tutuklulara şeker ve meyve suyu verildiğini, verilen meyve suyu ile şekerinde keyfi yapılan koğuş baskınlarında gardiyanlar tarafından döküldüğünü söyledi.

‘İNSANLIK DIŞI MUAMELE GÖRÜYORLAR’

Kızlarının 7 kilo kaybettiğini aktaran Karadağ, çocuğunun güzünde kararma ve hafıza kaybı yaşamaya başladığını belirtti. Cezaevinde çok kötü şartlar altında tutulduklarını vurgulayan Karadağ, şöyle devam etti: “Kızımın anlattığına göre önceden 25 kişilik koğuşta tutulurken açlık grevine başladıktan sonra 4 kişilik koğuşlara konulmuşlar. Bu da onları baskı altına alabilmeleri için bilinçli olarak yapılmıştır. Kızım 2 yıldır Elazığ’a sürgün edildi. Her açık görüşüne gittiğimde sürekli ayakkabısız, yalın ayak geliyor. Ben neden diye sorduğumda, gardiyanların keyfi olarak çoraplarına kadar aradıklarını, bu sebeple ayakkabı giymeyerek tepki gösterdiklerini söyledi. Tutuklulara psikolojik işkence uygulanıyor. İnsanlık dışı muameleye maruz kalıyorlar.”

ÇIPLAK AYAKLA GÖRÜŞE ÇIKIYOR

Aile olarak aylardan beridir devam eden açlık grevlerine hükümetin bir çözüm bulmasını istediklerini belirten Karadağ, “Çocuklarımızın cenazeleri cezaevinden çıkmadan, bizim yüreğimiz daha fazla yanmadan tutukluların taleplerine kulak versinler. Bizim yüreğimiz yanıyor. Evlatlarımız bizim canımızın parçalarıdır. Sadece benim kızım değil, açlık grevinde olan diğer tutuklularda benim evlatlarımdır. Bizim artık dayanacak durumumuz kalmadı. Aile olarak psikolojimiz bozuldu. Her gün televizyondan gözümüzü ayırmıyoruz. Ne yemek yiyebiliyoruz. Ne su içebiliyoruz. Aklımızdan çıkmıyor. Cezaevinde o halini gördüğüm andan beridir kendime gelemedim. Betonun üzerinde çıplak ayaklı ve aç hali benim içimi parçaladı” diye konuştu.

‘YETER ARTIK AĞLADIĞIMIZ’

Kızının açlık grevinde olmasından dolayı kendisinin de açlık grevinde gibi olduğunu söyleyen anne Fidan Karadağ ise “Hükümet çocuklarımızın sesini duysun. Herkes bu süreç için ses çıkarsın. Kimse durduk yere bedenini açlığa yatırmaz. Tutukluların talepleri haklı taleplerdir. O talepler kabul edilmelidir” dedi.

Açlık grevlerinden bu yana baskıların arttığına da dikkat çeken anne Karadağ, “Cezaevlerinden tabutların çıkmasını istemiyoruz. Yeter artık ağladığımız, acı çektiğimiz bu süreç daha fazla acı yaşanmadan son bulsun” çağrısı yaptı.

 

Kaynak: MA